Tarih 17 Şubat 2008, 10:08. Yazan seladum.
Etiket:
dudak, genç kız, güzellik, haberler, kadın, makyaj, püf noktası, rimel, ruj, sır, yaşam
Kozmetik, bakımlı ve güzel görünmekten vazgeçemeyen bayanların en fazla önem verdiği alanlardan bir tanesidir. Makyaj yaparken doğru ürün kullanarak daha güzel görünmek ve yüzünüzde ön plana çıkmasını istemediğiniz noktaları örtmek mümkün.
Kadınların kimi ara sıra, kimi günün her saati, kimi bolca, kimi ise belli belirsiz ama illaki makyaj yapar. Elbette, makyajın vazgeçilmez beşlisi de yakından tanınır; fondöten, pudra, allık, rimel ve ruj. Peki bunları doğru uygulama teknikleri nelerdir? Renk seçiminde nelere dikkat etmek gerekir?
İşte profesyonellerden makyaj sırları...
Yüzünüze pürüzsüzlük sağlayan fondöten, yüzünüzü makyaja hazırlar. Bu nedenle, düzgün görünümlü bir ten ve makyajda başarılı bir sonuç için fondöten seçimi çok önemli. Kullandığınız fondötenin yapısı ve rengi, cildinizin tipine ve rengine uygun olmalı. Cilt renginizden daha açık bir fondöten rengi seçmek akıllıca olacaktır.
Fondötende her zaman dikkat edilmesi gereken bir husus da, fondötenin temiz ve nemlendirilmiş cilde uygulanması. Kompakt fondöten dışında tüm fondötenleri sürerken parmak uçlarının kullanılması gerekiyor. Elin ısısı fondötenin akıcılığını artırdığı için hem cilde yedirmek daha kolay olur, hem de dayanıklılığı artar. En önemlisi daha doğal bir görünüm sağlar.
Fondöteni alnınıza, burnunuza, yanaklarınıza ve çenenize benek benek sürün. Az miktarla başlayın, gerekirse ilave edin. Makyajda fondötenin çok miktarda kullanılması, sürülmeyi zorlaştıracağı gibi maske etkisine de sebep olur. Cildinize parmaklarınızla basınç uygulayarak, ortadan kenarlara doğru tüm yüzünüze yayın. Boyun ve kulaklara doğru rengi iyice yedirin. Yüzde renk bütünlüğü sağlamak için göz kapaklarınızın üzerine ve gözün alt kısmına da (kirpiklere değmeden) sürün. Profesyonel bir sonuç istiyorsanız, nemli bir süngerle yüzün dışına doğru fondötenin üzerinden geçin. Diğer uygulamalara geçmeden önce fondötenin cildinize iyice oturması için bir süre bekleyin. Fondöteni yeni sürmenize rağmen sivilce veya göz altı halkaları tam kapanmamış olabilir. Kapatıcı concealer ile bu hataları düzeltmek gerekir.
Teni matlaştıran pudra bütünlük sağlar
Makyajın vazgeçilmezlerinden bir tanesi de pudradır. Teni matlaştırır, bütünlüğü sağlar ve fondöteni sabitler. Pudranın 2 türü vardır. Toz pudralar çok ince ve hafif bir yapıya sahipken, fondöteni matlaştırır ve şeffaf bir görünüm sağlar. Kompakt pudralar ise, taşınma ve kullanım kolaylığından dolayı daha çok tercih edilir. Makyajı sabitlemek ve gün boyu rötuş yapmak için idealdir. Toz pudralara göre daha yoğun bir sonuç verirler.
Toz pudra kullanıyorsanız, uygulama için pudra ponponu tercih edin. Ponpon yoksa, bir pamuk pedin arasını açıp biraz toz pudra koyarak geçici bir ponpon yapabilirsiniz. Pudrayı hafif vuruşlarla tüm yüzünüze uygulayın. Daha sonra, büyük bir fırçayla fazlalıkları alın.
Kompakt pudra için fırça kullanmak en uygunudur. Pudrayı uygularken fırçayı yüzünüzde hızlı hareketlerle sağdan sola ve yukarıdan aşağıya dolaştırın. Böylece pudra yüzünüze eşit olarak dağılacaktır.
Allık, yüze mutlu bir görünüm verir ve cilde canlılık kazandırır. Göz ve dudaklar arasındaki renk dengesini koruduğu için seçtiğiniz rengin ruj renginizle uyumuna özen gösterin. Allığı uygularken gülümseyin ve yanağınızın en yüksek noktasına sürün. Yoğun görünmemesi, ayrı bir bölüm gibi durmaması için rengi azar azar ve fırçadaki fazlalıkları üfleyerek uygulayın. Yüzün dışına doğru, dairesel ve hafif hareketlerle uygulamayı sürdürün. Görünümde bütünlük sağlamak için fırçanızı burun ucu, çene ve alnınıza da hafifçe dokundurun. Renginiz çok koyu veya yoğun kaçtıysa ten renginizden daha açık bir pudrayla yoğunluğu azaltın.
Rimel yorgun görünümü yok eder
Rimel, bakışlarınıza yoğunluk, anlam ve güç kazandırır. Yorgun görünümü bir anda yok eder ve canlılık verir. Seçtiğiniz rimelin özelliğine göre kirpiklerinizi uzatabilir, kıvırabilir ya da onlara hacim kazandırabilirsiniz. Rimelinizin fırçasını düzenli olarak temizleyin. Böylelikle daha önceki kullanımlarınızdan kalmış olan artıklar kirpiklerinizin üzerinde topçuklar oluşturmaz. Rimelin iyi tutması için kirpikleriniz temiz ve kuru olmalı. Eğer lens kullanıyorsanız, rimeli sürmeden önce lenslerinizi takmayı unutmayın. Uygulamaya üst kirpiklerden başlayın. Aşağıdan yukarı yani köklerden uçlara doğru fırçayı sürekli döndürerek ilk katı sürün. Kirpiklerinizin kurumasını bekleyin, daha sonra ikinci katı uygulayın. Alt kirpiklerinize hacim kazandırmak istiyorsanız, fırçayı kirpik diplerinde yatay olarak gezdirin. Eğer uzun görünsünler istiyorsanız, fırçayı dik olarak tutup kirpikleri tek tek boyayın. Kirpik fırçasıyla fazlalıkları alın ve kirpikleri birbirlerinden ayırın.
Makyajı tamamlayan son dokunuş rujdur. İyi uygulanmış bir ruj yüzünüzü anında canlandıracak hatta gözlerinizin parlaklığını bile vurgulayacak güçtedir. Renk seçiminiz zevkinize, kıyafetinizin rengine ya da moda renklere göre değişse de, dudaklarınızın biçimini de göz önünde bulundurmalısınız. Dudaklarınız dolgunsa, yumuşak tonlarda mat rujları tercih edin. İnce ise, koyu renkli parlak rujlar kullanın. Süreceğiniz ruja uygun renkte bir dudak kalemiyle ortadan uçlara doğru dudaklarınızı çevreleyin. Dudak kaleminizin ucu iyice açık olmalı. Dudağınızın her tarafını kalemle doldurun. Böylece hem rujunuzun ömrü uzayacak, hem de silinmeye başladığında dudaklarınız cansız görünmeyecektir. Ardından pudra ile dudaklarınızın üstünden geçin. Artık rujunuzu sürebilirsiniz. Uygulamayı fırçayla yaparsanız daha iyi sonuç alırsınız. Kalıcılığını artırmak için ilk katı sürdükten sonra fazlasını kağıt mendille alın ve ikinci katı sürün. Son olarak, ışıltılı görünüm için dudaklarınızın tam ortasına renksiz bir parlatıcı dokundurun.
Tarih 17 Şubat 2008, 10:02. Yazan seladum.
Etiket:
bakım, doktor, genç kız, gençlik, güzellik, kadın, krem, sağlık, vitamin
Cilt yaşlanmasını durdurmak mümkün değil. Ama ‘antiaging’ kremleriyle bu süreci yavaşlatmak mümkün olabilir. Yaşlanma sürecinde, genç ve olgun ciltler için farklı ürünler kullanmak gerekiyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Cilt Hastalıkları Uzmanı Dr. Gökhan Okan, C vitaminli, meyve asitleri içeren ve antioksidan özelliği olan kremleri 30-35 yaş arasındaki kişilere önerdiklerini belirtiyor. Daha olgun ciltlerde ise A vitamini, peptit içeren kremlerin kullanılması cildin yaşlanmasını geciktiriyor.
Dr. Gökhan Okan, yaşlanan cildin 4 özelliğini şöyle sıralıyor:
- Yaşlanan ciltte incelme oluşuyor
- Kolajenin azalmasıyla birlikte cilt gerginliğini kaybediyor, kırışıklıklar gözleniyor
- Pigment hücrelerinin düzensiz çalışması nedeniyle ciltteki renk değişikleri artıyor
- Ciltteki nemlilik azaldığından kuruluk oluşuyor
Yaşlanma ise iki nedenle oluşuyor:
- Yaşa bağlı yaşlanma (içsel yaşlanma)
- Dışsal faktörlerle oluşan yaşlanma
Yaş ilerliyor, DNA yenilenmesi yavaşlıyor
Yaşa bağlı yaşlanma Bu kaçınılmaz bir durum. Tüm insanlarda yaş ilerledikçe hücrelerin çoğalmasında ve DNA’nın yenilenmesinde azalma oluyor. Hücrelerin büyümeleri yavaşladığı için cilt inceliyor. Bu süreç 20’li yaşların sonunda başlıyor.
Dışsal yaşlanma Dışsal faktörlerle oluyor. Güneşin zararlı UV ışınları, alkol ve sigara alışkanlığı, gürültü, hava kirliliği, yanlış kozmetik kullanımı buna neden oluyor. Bu nedenle güneşin zararlı ışınlarına karşı koruyucu ürünlerin kullanılması, cilde uymayan kozmetik ürünlerin kullanılmaması, alkol ve sigara tüketilmemesi gerekiyor. Tüm bunlara ilaveten, cildi zararlı etkilerden koruyan dermo kozmetik ürünlerle cilde takviye yapılıyor.
Antiaging kremlerine 30’larda başlayın
Kadınların yaşlanmayı geciktirmek, daha genç, güzel, sağlıklı ve doğal görünümlü bir cilde sahip olmaları için, 30’lu yaşlarından itibaren ciltlerine uygun antiaging ürünleri kullanmaları gerekiyor.
Dr. Gökhan Okan, cildi gençleştiren ürün grupları hakkında şu bilgileri verdi:
A vitamini içeren kremler Bu kremlerin cildi gençleştirici etkiye sahip olduğu bilimsel olarak da kanıtlandı. A vitamini, ciltteki kolajen salgısını artırıyor, derinin gerginliğini sağlıyor. Soyucu özelliği var, bu sayede yıpranmış cildin altından taze bir derinin gelmesini sağlıyor. Cildimizdeki düzensiz pigmentasyonu (renk artışı) azaltıyor. Güneş lekelerinin hafiflemesine yardımcı oluyor. Ancak burada ürünün içeriğine dikkat edilmesi gerekiyor. Bu kremleri hekimlerin reçetelemesi, ürün içeriklerinin doğru oranda, uygun konsantrasyonda ve doğru ciltte kullanılması önem taşıyor.
Alfa Hidroksi Asitleri AHA (meyve asitleri) Meyve asidi içeren antiaging ürünlerinin de cilde yararları bilimsel olarak kanıtlanmış durumda. Bu ürünler cildin rengini açıyor. Meyve asitleri hyarulonik asit salgılanmasını artırıyor. Su tutucu özelliğe sahip olan hyaluronik asit cilde nem kazandırıyor. Piyasada da çok fazla meyve asiti içeren krem bulunsa da, bu etkiyi yapacak oranda bulunması önem taşıyor. Güçlü antiaging etki elde edebilmek isteniyorsa A vitamini içeren ürünle birlikte meyve asidi içeren ürün beraber kullanılabilir. İki ürünün birlikte yaratabileceği tahriş konusunda dikkatli olunması gerekiyor.
Sigara içenlere C vitaminli krem
Antioksidan ürünlerAntioksidan ürünlerin birkaç çeşidi bulunuyor. Ancak içlerinde en tanınmışı C vitaminli antioksidan kremler. C vitaminli kremler, güneşten kaynaklanan yaşlanmalarda öneriliyor. Çok sigara içenlerin C vitaminli krem kullanması büyük önem taşıyor. Sigara vücuttaki C vitamininin idrarla atılmasına neden olduğundan, kandaki C vitamini azalıyor. Dışardan verilen krem de vücudun sigara ile kaybettiği vitaminin geri verilmesini sağlıyor. Uygun konsantrasyonda harici kullanılan C vitamininin, C vitamini içeren tabletlere göre deriyi ultraviyole hasarına karış çok daha iyi korduğu ispatlanmıştır.
E vitaminli kremler Güçlü bir antioksidan olup, nemlendirici, güneşin zararlı etkilerinden deriyi koruyu özelliği vardır.
Alfa lipoik asit Çok güçlü bir antioksidandır. Serbest radikallerin deriye zarar vermesini durdurur, fotoyaşlanmayı geciktirir.
Bitki büyüme hormonu gençleştiriyor
Bitkisel kökenli kremler Sıkça kullanılan ‘dermo kozmetik’ kavramı, istenilen kozmetik etkiyi fizyolojik reaksiyonlar sonrasında sağlayan kozmetik ürünleri tarif ediyor. Bitkisel kökenli kremlerden ikisi özellikle üzerinde çok fazla çalışılan bitkisel kökenli dermokozmetik grubuna giriyor.
Kinetin bitki büyüme hormonu içeren kremler, ciltteki kolajenin artmasını sağlayarak derinin gergin olmasına yardımcı oluyor. Düzensiz renk artışının ve ince çizgilerin azalmasını sağlıyor. Çok hassas ciltlerde bile kullanılabiliyor. Üzüm çekirdeği ekstresi içeren kremler de cildin daha genç ve canlı görünmesini sağlıyor. Cilde zarar veren serbest radikalleri önlüyor.
Peptit içeren kremler Bunlar aminoasitlerin bir araya gelmesinden oluşuyor. Sinirden kasa uyarının gitmesini durduruyor. Kas kasılamadığı için kırışıklık da olmuyor. Peptit içeren kremler de iki kaş arası kırışıklıklar, kaz ayakları, göz çevresi ve alında öneriliyor. Ancak bu kremler kırışıklıkların azaltılmasında etkili olsa da, botoksun etkisini göstermiyor. Kaslar derinin en alt tabakalarında yer alıyor. Dıştan sürülen ürünün en alta kasa kadar gitmesi biraz zor. Botokstan korkanlara önerilebilir.
Topikal östrojenler Menopozdan sonra yaşlanma artıyor. Östrojen cildin nemini artırıyor, vücudun su tutmasını sağlıyor, saçları güçlendiriyor, menopoz sonrası kanda östrojen azalıyor, deride kuruma, saçlarda dökülme oluyor, derinin gerginliği ve kolajen salgısı azalıyor. Östrojen azalması da hücrelerin yaşlanmasına neden oluyor. Eğer kadın doğum uzmanları dışarıdan hormon replasman tedavisi öneriyorsa, hastanın kullanmasında sakınca yoksa bunlar da cilde yararlı oluyor.
Harici hormonlar ve vücutta östrojenik etki gösteren bitkisel kökenli kremler uygun alternatif olabilir. Bu ürünlerin uygun kişilerde, kısa sürede kullanılmasına özellikle dikkat edilmesi, zararlı sistemik etkileri tetiklemediğinden emin olunması gerekiyor.